Uzlaşma Kültürü
2/10/2007 (Kategori: Belirtilmemiş)01.10.07, 19:50.
UZLAŞMA KÜLTÜRÜ
Herkes uzlaşmayı savunur (savunmaz da, yalan söyler) ama uzlaşma her zaman en iyi seçim değildir.
Ateistler, bu ülkede ne laiklerle, ne de Müslümanlar’la uzlaşmak zorunda değildir.
Örnek:
60’lı yaşlarında erkek bir tanıdığım var. Büyük çocuğu olan kızını okutmuş. Küçük olan erkek çocuğunu okutamamış. Kız bölümünü birincilikle bitirdikten sonra, işe girip evlenmiş. Kocası şeriatçı olduğu için, karısının çalışmasını istememiş. Kız da eve kapanmış. Erkek çocuk okuyamadığı için deniz astsubayı olmuş. Jandarma olsaydı, şehit, ya da gazi olma olasılığı çok yüksekti.
Bu durumda, kadının toplumsal rolüne uzlaşması, şeriatçı uzlaşmasından daha önemli. Onun yaptığını ateistler içinde de, laikler iiçinde de yapan var. Tanıyorum epeyisini.
O nedenle doğru çatışma, yanlış uzlaşmadan yeğdir.
Dipnot: 3 yaşımdan beridir hiçbir biçimde Müslümanlar’a katlanamadım , onlarla uzlaşamadım. Camiye çekiştir, sol eline vur, Kuran kursuna dürtükle. Mahalle baskısı denen şey koskoca bir uydurma, ona küçük insan faşizmi deniyor.